''Dünya hayatı imtahanlarla doludur.'' Bu sözü sıkça duyuyor ve bizatihi yaşıyoruz.Gariptir ki, insanoğlu ölümü, hastalığı, fakirliği hiçbir zaman kendisine yakıştırmaz.Birgün olurda bunlar benim de kapımı çalabilir diye asla düşünmez.Bunları düşünmemesinin altında da zenginlik yatar.Zengin olan birincisi fakir değildir, ikincisi hasta olma ihtimali yoktur ve olsa bile elindeki zenginlik onu kurtarmaya yeter, üçüncüsü ve en önemlisi ise ölümdür ki, o zaten hiç aklında bile yoktur, daha yapacağı işler ve daha yaşayacağı güzel günleri vardır.Oysa Üstad Hazretleri ne güzel söylemiş; ''İnsan bir yolcudur, sabavetten, gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam ediyor.''
Tabiki bu beklentilerin ve daha çok yaşama isteğinin altında yatan gerçek ''Dünyevileşme Hastalığı''dır.İnsan dünyevileştikçe, dünyaya daha çok bağlanıyor ve daha çok yaşamak ve daha çok zenginlik istiyor.Oysa Ayet-i Kerime'de ''Fe Eyne Tezhebun'' yani '' Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz, bu gidiş nereye diyor Cenab-ı Hak (Tekvir/26)'da.Ve insanoğlu dünyevileşme hastalığına kapılarak ''Ebed Ebed'' sesini işitemez hale geliyor.Ve bununla ilgili durumu ''Onlar seve seve dünya hayatını ahirete tercih ederler diyerek İbrahim suresi,3. ayet-i kerime çok güzel izah ediyor.
Ve değişmeyecek bir gerçektir ki, Hz.Peygamber (a.s.m)'ın dediği gibi ''İslam garip olarak başladı, tekrar başladığı gibi garip hale dönecektir.Gariplere ne mutlu!''
Cenab-ı Hak bizleri dünyevileşme hastalığından korusun,İslam davasını hakiki manada anlamayı,yaşamayı ve anlatmayı nasip etsin.(AMİN)
N.SERKAN DAĞLI
alacam_yeniasya@hotmail.com