Akşam-sabah haberleri izliyorum.
Operasyon üzerine operasyon.
Balyoz ,
Ay ışığı,
Yakamoz,
İnternet andıcı ,
Şike operasyonu,
Uyuşturucu ,
KCK,
Yurdun değişik yerlerinde bölücülere karşı operasyonlar,
Rüşvet,
Yolsuzluk,
Çete operasyonları,
İçimiz dışımız operasyon oldu..
Memlekette neler varmış.
Laf aramızda,
Daha çok pislik var.
Temiz toplum istiyorsak,
Onlar da dışarı atılmalı…
Mazlumun ahı,
Yerde kalmamalı…
Acizane dileğim.
Düşünüyorum da,
Acaba bir gün bana da bir operasyon yapılır mı?
Şükrolsun,
Geçmişimden korkum yok.
Devlet ile de bir problemim yok
O nedenle Devlete memurluk yapan insanlardan korkmam.
Ama,
Öküzün altında buzağı arayan tipler var ya,
Onlara karşı biraz dikkatli olmak gerekiyor..
Nasrettin Hocanın hikayesini bilirsiniz.
Hani iddiaya girmişti arkadaşlarıyla,
Bu soğukta sabaha kadar beklerim diye,
Bekledi de,
Ama arkadaşları,
Sokağın başındaki evde yanan mum ile ısındığını iddia ettiler.
Hoca da onlara mum ile yemek pişirmeye kalkışmıştı.
Isınmadığını ispat için.
Bir şeyler yazıyorum,
Acaba?
Nasrettin Hocanın arkadaşları gibi,
Birileri de benim yazdıklarımı işlerine geldiği gibi anlar mı?
Ellerinden geleni önlerine koyarlar mı?
………………………..?
İnsanın aklına her şey geliyor.
Hoca Nasrettin gibi onlara ayıracak vaktim de yok
O nedenle,
Dikkatli yazıyorum..
Önce yazıyorum.
Okuyorum..
İfade yanlışlıklarını gideriyorum.
Okuyorum.
Noktalama işaretlerini koyuyorum.
Okuyorum.
Bir suç unsuru var mı diye bakıyorum.
Tekrar okuyorum..
Var ise ……… kullanabileceği noktalar,
Güzelce bir savunma da hazırlıyorum.
Daha bitmedi.
Yazdığım yazıyı günün farklı saatlerinde okuyorum.
Farklı halet-i ruhiyede,
Görüntü nasıl oluyor.
Ona da bakıyorum.
Gerekirse bir rötuş daha yapıyorum.
Sonra da servise veriyorum.
Ne kadar zor değil mi?
Okunduğu gibi kolay yazılmıyor.
Ecdat ne demiş,
Bin düşün bir söyle.
Ne me lazım,
………… uğraşmak yerine,
Dolaşmak lazım….
Kalın sağlıcakla….