Bizleri yoktan var eden, dört mevsimle ödüllendiren, toprağı ölümünün ardından dirilten,gökyüzünü bir bina gibi inşa eden, yeryüzünü bir halı gibi döşeyen Kainatın sahibi Cenab-ı Hakka hamd-ü senalar olsun.
Evet dünya hayatında herzaman imtihanlarla karşı karşıyayız.Bazen inancımız yaşantımızla, vicdanımız aklımızla çelişebiliyor.Aklımıza çeşitli sorular takılıyor.
Kamil mümin boyutunun neresindeyiz?
Tahkiki iman boyutunun neresindeyiz?
Yanlış yerde aradığımız için sorular zorlaşıyor,hayat zorlaşıyor.Maalesef soruların cevapları yine bizde, içimizde saklı iken hep başka kişilerde arıyoruz cevaplarını.Yusuf Aleyhisselam bile; '' Ben nefsimi övmem, çünkü nefsim daima kötülüğü emrediyor'' derken biz neden ısrarla nefsimizi överek haklı çıkarmaya çalışıyoruz.Ayetleri okumakta mı zorlanıyoruz yoksa anlamakta mı? Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kağıttan ibaret kalır. Bizim ilk öğretmenimiz, alemlere Rahmet olarak yaratılan Hz.Muhammed (S.A.V) bir hadis-i şerifin de ümmetine şöyle sesleniyor;'' Müslüman müslümana zulmetmez, haset etmez, sırtını dönmez, büyüklenmez.Hatalarını bağışlar, kusurunu araştırmaz, sırrını saklar.Onunla çekişip tartışmaz.Müslümanlar arasındaki ihtilaflarda arayı bulur.Acaba bu hadis-i şerifin neresindeyiz? Babürşah ne güzel söylemiş;'' Ey Nefis Ne zamana kadar günahlardan zevk alacaksın? Tevbe günahtan daha tatlıdır.Birde onu tat.'' Üstad Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur külliyatında ne güzel söylüyor; ''İnsan zayıftır, belaları çok; fakirdir, ihtiyacı pek ziyade; acizdir, hayat yükü pek ağır.Eğer Kadir-i Zülcelale dayanıp tevekkül etmezse ve itimat edip teslim olmazsa daim azap içinde kalır.''
Ya Rabbil Alemin!
Vicdanımla başbaşa kaldığımda, vicdanın suallerine kolay cevap vermeyi, sana layıkıyla tevekkül etmeyi, Yaratılanı Yaratandan ötürü sevebilmeyi nasip et!(AMİN)
N.Serkan DAĞLI
alacam_yeniasya@hotmail.com