Bendeniz yazıyorum.
Yazdıklarım ne kadar ilginizi çekiyor bilmiyorum.
Ama,
Sizlerle paylaşmak hoşuma gidiyor.
Düşüncelerimi,
Anılarımı,
Hayallerimi.
Bana yazar denir mi?
Denmez.
O payeyi almak için epey bir şeyler yazmış olmak gerekir.
Rüştü ispat gerekir.
Yol uzun ,
Ama,
Gözüm de kesmiyor değil.
Tek problemim,
Zaman.
Bendeniz,
Böyle kısa makaleler değil de,
Uzun soluklu bir şeyler yazmayı çok istiyorum.
Yazanların yazdıklarına bakıyorum.
Diyorum ki,
Bende onlar kadar yazarım
Hatta daha iyisini de yazarım.
Hayatım Şehrin beton yığınları arasında geçmedi.
Hep arazide kaldım.
Hayatı dolu dolu yaşadım.
Dolayısıyla epeyce malzeme topladım.
Ancak,
Diyorum ya,
Zaman …
En büyük engel.
Sanırım bir şeyleri de emekliliğe bırakmak gerekecek.
En çok ilgimi çeken,
Fabl türü.,
Sayıları birkaç tane,
Acaba bir tanede ben yazsam.
İnsanlığa faydalı olabilir miyim?
Ezop’un masallarını satır satır okudum.
Keza,
Şeyh Sadi Şirazinin Bostan ve Gülistan ile,
Beydeba’nın Kelile ve Dimne’si de öyle.
Onların yazdıklarının yanında,
Bana da yazacak bir şeyler var diye düşünüyorum.
Bir de romanım olsun istiyorum.
Adı da hazır.
Karabanın Gülü.
Hatta kurgusu bile hazır.
İçinde aşk var,
İhanet var,
Nankörlük var,
Entrika var,
Var da var.
Haa,
Bir tane de ebleh var.
Brezilya dizileri yanında halt yemiş.
Hatta,
Dallas bile.
Bütün marifet,
Bu malzemeleri bir araya getirip,
Güzel bir yemek yapmak.
Yazdığımda,
Sizde,
Okumaktan zevk alacaksınız.
Çünkü içinde az da olsa,
İnsanda var.
Hep içiniz kararmayacak.,
Bazen güleceksiniz,
Bazen düşüneceksiniz,
Demek öyleymiş diyeceksiniz,
Bitirdiğinizde ise,
Tıpkı,
Tebbet suresini okumuş gibi olacaksınız.
Kalın sağlıcakla…..