Mübarek kurban bayramı münasebeti nedeniyle Türk İslam aleminin bayramını kutlar hayırlara vesile olmasını yüce Rabbimden niyaz ederim.
Ne yazık ki ülkemizin birinci ve en önemli can alıcı gündemi yine terör.Her gün can almaya devam ediyor Ülkemizi yöneten iktidar acizliğini bir kez daha göstererek barzani denen aşiret reisinden yardım talebinde bulundu,Ülkeyi yönetenlerde gayet iyi biliyor ki,Kuzey ırakta ABD ne derse o olur
ama bunlar Türk milletinin aklıyla alay ediyorlar,Suriyeye rest çeken-Libya’da iktidarı düşüren muhaliflere çantalarla para gönderen bu iktidar yanı başındaki kandil dağında yuvalanan ve ülkemizi tehdit eden,
her gün asker- polis ve de sivil demeden ülkeyi kana bulayan hainleri yuvasını dağıtmak için aşiret reisinden yardım istiyor..
Tüm bunlar ey milletim senin gözlerinin önünde cereyan ediyor. Sen hala iyi şeylerin olacağını sanıyorsun ama artık bıçak kemiğe dayandı,
onun için sana sesleniyorum.
Kiralık terör örgütü üyeleri devleti ayağına getirerek törenle Habur’dan girdiği günde, 19-10-2011 tarihinde yaptı kanlı saldırısını. Erdoğan’ın deyimiyle “görevini yaptı”…
Ne bekliyordun ey Türk Halkı? Ne olacağını sanıyordun?
Sen; EVET SEN!! Sana sesleniyorum:
Alt kimlik-üst kimlik” diyerek ülkeye etnik fesat ekenleri alkışladığın gün ortak oldun bu suça. Yöneticisi müebbet hapse mahkum olmuş, moral olarak çökmüş bir örgüte hayat öpücüğü veren siyasete destek verdiğin gün “yardım ve yataklık” ettin aslında sen…
Terör azarken, tepkileri önlemek için ABD ile “koordinatörlük” ortaoyunu tertipleyip Kandil’e gidememeye kılıfı uyduranların kılıfını “işinize öyle geldiği için” yuttuğunuz gün vazgeçtiniz siz çocuklarınızdan.
Bu ülkenin bayrakları neden bu iktidar zamanında yakılmaya başlandı sordun mu kendine? Türk Bayrağı, yani senin bağımsızlığını temsil eden Bayrak, bu ülkenin polisince “tahrik unsuru” sayılıp indirildiğinde milli onuruna sahip çıkamayan sen, ülke sınırlarının hayasızca tartışılmasındaki suça da ortak oldun böylece.
PKK’ya Ankara’nın göbeğinde Oramar Türküsü eşliğinde (“Dağlıca baskınını öven bir Türkü“,) polis korumasında toplantı yaptıranlardan hesap sormadığınız gün Dağlıca baskınında şehit olan evlatlarınıza ihanet ederek beslediniz terörü.
Sigara kaçakçılığından, benzin kaçakçılığından da beslenen PKK’nın; Türkiye üzerinden rahatça yaptığı bu kaçakcılığa göz yumanları meclise yollamaya devam ederek beslediniz terörü…
Terör ile mücadele yasasını “terör ile mücadele etmeme yasası” haline getirenleri alkışladığınızda aslında çocuklarınızın kefenlerini de biçiyordunuz siz.
PKK’yı törenle karşılayıp, devlete diz çöktürenleri, teröriste tahrik olmasın diye Türk Bayrağı astırmayanları ödüllendirip oylarınızla destek vermediniz mi? Aslında bu oyların anlamı Habur kepazeliğini onaylamak değil miydi?
Ne diyordu PKK’lı uyuşturucu tacirine MİT Müsteşar Yardımcısı bayan?
“Sizinle mücadele eden Ordu içeride” diyordu değil mi?
Bu ifşaat bile vicdanınızı uyandırmaya yetmedi. Vicdanınız öylesine dumura uğramıştı ki, müridi olduğunuz partiyi koruma iç güdüsüyle sağıra yattınız.
Sözde saftın ama çiftlik yumurtasını saman koyduğun sepete koyup “köy yumurtası” diye satma kurnazlığını iyi biliyordun. Tereyağına margarin karıştırıp tereyağı diye sattığın gün bozulmuştu mayan. Yedi defa ilaçladım, artık bu üzümler yenmez deyip kendi yemediğin üzümü pazara götürüp sattığın gün alıştın kendine ihanet etmeye…
Sendikanda, derneğinde, meslek birliklerinde öğrendin satmayı. Kalemini, kitabını, koltuğunu, makamını sattığında çatlamıştı ar damarın.
Çimentodan, kumdan çalarken alıştın harama. Tozdan, topraktan baharat yaptığında zehirlerken zehirledin kendi haysiyetini. İnsanlığın katledilmesinde tetikçi olmuştun bir kere… Suçlu dayanışması doğdu suçlu vicdanlarınızda.
Kendine ihanet etmeyi alışkanlık haline getirenler kime neyin hesabını soracak?
Suç işleyenler yaptıklarının toplumda bir karşılığı olduğunu bilerek konuşuyor bu ülkede.
Sen; EVET SEN!!
Sana sesleniyorum: