Geçtiğimiz hafta kahpece şehit edilen askerlerimize yandı yüreklerimiz.
Saldırıya uğradıkları yer bir başka memleketin toprağımı?
Bir başka ülkeyi mi işgal ettiler,
Çocuk çoluk demeden insanlara mı kıydılar,
Neydi suçları?
TEK SUÇLARI VARDI, ODA ÜLKE TORAĞINI KORUMAK TERÖRE KARŞI SAVUNMASIZ İNSANLARIMIZIN CAN VE MAL GÜVENLİĞİ Nİ KORMAK.
Kimlere karşı?
Tabiî ki yıllardır Emperyalist güçlere uşaklık yapan yerli ve yabancı satılmış köpeklere,hainlere.katillere karşı.
Bu vatan hainlerine karşı yıllardır mücadele eden, emekli olur olmaz malum balyoz davası kapsamında sorgusuz sualsiz içeride tutuklu bulunan
milletvekili seçildiği halde mecliste yerini alamayan bir kahraman.ENGİN ALAN la yapılan bir röportajı sizlerle paylaşmak istiyorum.
2002 senesinde Elazığ da konuşlu bulunan 8. kolordu komutanlığı yaptığı dönemden hatırladığım kadarı ile, uzun dönem er ve erbaşlara baba şefkati ile yaklaşması bakımından pek sevilen bir zattı.
abdullah öcalan yakalandığı dönemlerde özel kuvvetlerin başında olan emekli korgeneral.
şemdin sakık'ı yakalayan ekibin de başında bulunan komutan.terörle mücadele de efsanelerden.
Yüksek tansiyon nedeniyle hastaneye kaldırıldığında ise şu sözleri sarf etmiştir
'"ilk ve son olarak size konuşuyorum; ölüm dahil hiç bir şeyden korkmuyorum. benim adım Engin ALAN. şu anda aşırı tansiyon hareketinden dolayı kroner bakım sevisindeyim. buradan çıkınca doğruca cezaevine gideceğim. beni silivri'ye değil imralı'ya koysunlar.
silivri'den tabutum çıksa bile tabutun kapağını kaldırıp dimdik yürüyeceğim. kimse burada olduğum için 'gata'gulle' demesin. ölümden korkmayan Engin Alan, cezaevine girmekten korkmaz. bunu herkes böyle bilsin." Dedi..
BURAYI DİKKATLİCE OKUYUN LÜTFEN
Hastanede Çölaşan'a anlatıyor: (posta, 11 nisan 2010)
"18 mart törenlerinden kolordu olarak biz sorumluyduk.
Başbakan(Recep Tayyib Erdoğan) bana valiyle haber gönderiyor, 2 saat geç gelecekmiş.
"töreni geç başlatsınlar" diyor. kabul etmedim. "emir değişmez" dedim.
zamanında gelmek zorunda kaldı.
konuşması bitti.
Ayağa kalkmadım, alkışlamadım.
olay bu.
ben dağlarda ölümden dönmüş adamım.
Kucağımda nice mehmetçikler, hatta emir subayım şehit düştü.
Üç kez helikopterde mermi yedim, iki kez yerde pkk taradı.
Kuzey Irak'ta Metina dağları'nda tümgeneral rütbesiyle 38 gün dağlarda kaldım, bitlendim.
Ben bedavadan yaşayan adamım.
Ölümden korkmam.
Ben bunlardan mı korkacağım, Bunlara mı diz çökeceğim.
Poliste, sanki aranan sabıkalılar gibi üzerimize levha koyup resimlerimizi çektiler, parmak izlerimiz alındı.
Savcılar, sorguda bir tek suçlama getiremedi.
Ancak gözlerindeki nefreti hepimiz görüyorduk.
Bizi, düşman ordusunun esir generalleri gibi sorguladılar.
Neyle suçlandığımı söylemediler, çünkü mahkemenin gizlilik kararı varmış, her şey gizli imiş.
"hele bir silivri'ye git, suçunu orada öğrenirsin" dediler.
Bunların hepsi onurumuzu kırmak için yapılıyordu.
Benim 20 yıl savaştığım adamlar habur'dan girdi, serbest bırakıldı.
Şimdi biz terörist olduk.
Doktorlar bıraktığı anda ben burada bir dakika durmam.
Silah arkadaşlarım cezaevinde yatarken ben burada yatmam.
Doktorlar karşı çıksa bile mutlaka Silivri'ye döneceğim.
Hepimizden korkuyorlar. Çok korkaklar.
Ama en büyük korkuları özel kuvvetlerle birlikte sas ve sat komandolarıdır.
onun için denizcilerin üzerine gidiyorlar.
ABD/CİA - Fethullah - AKP üçlüsü tarafından tezgahlanan sahte ve düzmece bir kurgu ile insanların onuru ayaklar altına alınıyor.
TSK her gün hakaretlere uğruyor." Açıklamasını yapıyor.
Okuyun paylaşın ve artık Türk Milleti uyansın..
Türkiye, hain terör saldırılarının sürdüğü, etnik bölücülerin her gün devlete meydan okuyan tahriklerle sahneye çıktığı, PKK militanlarının gündüz vakti yollarda barikatlar kurup kontroller yaptığı, insan kaçırdığı, Türkiye;nin belirli bölgelerinde devlet otoritesinin ortadan kalktığı karanlık bir dönemden geçmektedir.
Çok tehlikeli sonuçları olacak bu vahim noktaya gelinmesinin en büyük sorumlusu, terörle mücadeleyi zaafa uğratan, PKK açılımı ile bölücü emelleri siyaset sahnesine taşıyan ve İmralı canisi ile Türkiye;nin bölünmesiyle sonuçlanacak gizli siyasi çözüm pazarlıkları yürüten Başbakan Erdoğan ve hükümetidir.
Terör örgütü ve etnik bölücülerin en büyük ümit, cesaret ve cüret kaynağı haline gelen Başbakan Erdoğan ve hükümeti terörle mücadele ve Türkiye;nin milli güvenliği konularındaki anayasal görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmeyerek anayasa suçu işlemektedir.
Türkiye'yi bir felaket uçurumunun kenarına sürükleyen Başbakan;a anayasal görev ve sorumluluklarını hatırlatıyor, gaflet ve delaletle ihanet arsındaki ince çizgiyi çiğneyen bu tutumunu derhal gözden geçirerek değiştirmeye davet ediyorum.
AKAN ŞEHİT KANLARININ VE ANALARIN GÖZ YAŞLARININ SON BULMASI UMİDİYLE ŞEHİTLERİMİZE ALLAHDAN RAHMET , YAKINLARINA BİRKEZ DAHA BAŞ SAĞLIĞI DİLİYORUM.
TÜRK MİLLETİNİN BAŞI SAĞOLSUN.